25.11.2017 - Kablo Tel Dünyası Kablo-Üretim-Hammadde-Makina Teknolojileri Dergisi

Seval Kablo Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Turgut: Türkiye’nin en büyük kablo fabrikasını kuracağız

Seval Kablo Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Turgut: Türkiye’nin en büyük kablo fabrikasını kuracağız

Kablo sektöründe yoğun bir rekabet yaşandığına vurgu yapan Seval Kablo Yönetim Kurulu Üyesi ve İhracat Müdürü Ersin Turgut, bu rekabette sürekli yatırım yaparak önde olunabileceğini dile getirdi. Ersin Turgut, mevcut fabrikalarını bir araya getirecekleri Türkiye’nin en büyük kablo fabrikası olacak bir mega fabrika kuracaklarının da müjdesini verdi.

Türkiye kablo üretiminde son 10 yılda önemli yol almış ülkelerden birisi. Seval Kablo da bu gelişim sürecinde hem Denizli’de hem de ülke genelinde yenilikleri ve ihracat performansıyla parlıyor. Seval Kablo’nun son yıllardaki atılımlarını ve gelecek hedeflerini Yönetim Kurulu Üyesi ve İhracat Müdürü Ersin Turgut ile konuştuk.

Türkiye’de kablo sektörünün gelişimini ve Seval Kablo’nun sektördeki konumunu nasıl yorumlarsınız?

Türkiye’de 300’ü aşkın kablo fabrikası var. Dünyadaki sayıyı bilmiyorum ama Türkiye Avrupa bölgesindeki kablo üssü konumunda; hem üretim kapasitesiyle hem kullanmış olduğu malzemelerden dolayı. Avrupa’da kullanımı tercih edilmeyen bazı malzemeler Türkiye’de kullanılıyor. Esasen Kablo sektörü son 10 yılda çok gelişti ihracat olarak. Ama son 5 yılda daha hızlı gelişti. Biz 300 firma içinde Türkiye’de en büyük 4-5 firmadan birisiyiz. Bunların içinde 2 yabancı firma var. Son 3 yıldır Türkiye’de kablo sektöründe ihracat birincisiyiz, aynı zamanda tüm Denizli’nin kablo ihracatçıları birincisiyiz. Bu birincilikler 10 yıl önce farklı firmalardaydı. Son 3 yıldır yaptığımız atılımlarla, yatırımlarla iyi noktaya geldiğimizi düşünüyoruz. Üretimin yüzde 70-75’ini ihraç ediyoruz. Yüzde 30 da iç piyasaya sunuluyor. Çok farklı ülkelere ihracatımız var. Ağırlığımız Avrupa ama dünyanın 80’den fazla ülkesine ihracat yapıyoruz. Tabii, 10 ülkede yoğunluk var. Son birkaç yılda orta gerilim kablosu üretimine başladık. Orta gerilim kablosu 36 bin volta kadar gerilim taşıyan yer altı kablosudur. Bu alanda rakip de az. Bunu Türkiye’de üreten 7 kablo fabrikası var. Yatırımı büyük ve üretmesi know how’a ve Ar-Ge dizayn ekibine dayalı bir ürün. Bir de halojensiz dediğimiz alevi iletmeyen kablo üretiminde kullanılan hammaddeyi üreten makineyi aldık. Bunu şu ana kadar Türkiye’de yapan 4 kablo fabrikasından birisiyiz. Bu hammadde genelde yurtdışından gelir.

Know-how’ı dışarıdan mı bu ürünün?

Hayır. Malzemelerin bir kısmı dışarıdan ama biz kendimiz yapıyoruz. Bu, reçete olarak ya büyük bedellerle satın alınabiliyor ya da kendi ürün grubunuza göre kendiniz reçeteyi oluşturuyorsunuz. Bu biraz yemek yapmak gibi bir şey. Bu yemeği yaparken öğreniyorsunuz. Bir yıl gibi bir sürede öğrendik ama 2,5 yıldır kendimiz üretiyoruz. Bunu önce yerli makinede yaptık şimdi yabancı makinesini getirdik. Daha profesyonelini getirdik ve işi öğrendik. Aslında 4-5 fabrikanın yaptığını biz tek bir yerde yapıyoruz. Biz bunu yaptığımız için Türkiye’de rekabet edebiliyoruz ama yurtdışındaki fabrikalar bizden de büyükler. Onlarla rekabet etmek biraz daha zor oldu. O yüzden yatırım yapıyoruz. Katma değeri artıracak yatırımlar yapmalıyız.

O büyüklerin karşısında yine “1.lig’deyiz.” diyebiliyor musunuz?

Tabii ki 1. Lig’deyiz. Dünyanın her yerinde değil ama yoğunlukla çalıştığımız pazarlarda şampiyonlar ligindeyiz. Avrupa ağırlıklıyız pazar olarak. İngiltere, İrlanda, Hollanda gibi ülkeler… Şimdi Güney Afrika’da daha büyük oyuncular var ya da bizim bilmediğimiz oyuncular arasında sattığımız ürünler var. Tabii, biz de fazla bilinmiyoruz orada ama Avrupa pazarında Seval Kablo denilince akla gelen ilk 5-10 firmadan biriyiz.

Afrika pazarı için özel bir çalışmanız var mı?

Genelde Afrika pazarında temas kurmak zor. E-maille ulaşmak zor oluyor. Ya alıp çantanızı gideceksiniz ya orada bir bağlantınız olacak ya da onlar sizi bulacak. Genelde onlar bizi buluyorlar. Bunun dışında yurtdışındaki fuarlara katılıyoruz. Genellikle milli teşvikli fuarları tercih ediyoruz. Ancak Afrika’da, Avrupa pazarı gibi yoğun faaliyetimiz olmuyor. Avrupa demişken 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek olan CPR’yi (Construction Products Regulation: Yapı Malzemeleri Yönetmeliği) de konuşalım…

Bu yönetmelik yüksek binalarda, rezidanslarda, hastanelerde kullanılan halojensiz kablonun, yani alev iletmeyen kablonun niteliklerini Avrupa Birliği içinde daha da yükseltiyor. Türkiye’de buna geçecek ama ne kadar uyum sağlanır onu bilemem. Yeni yönetmelikle bu kablonun yanarken çıkardığı duman yoğunluğu, enerji, ne kadar damlattığı bütün olarak değerlendiriliyor. Türkiye’de bu kriterleri test edecek laboratuvar sadece 3 firmada var şu anda. Seval Kablo çalışıyor. Bu da 300 kablo fabrikası içerisinde yüzde 1’e denk geliyor. Türkiye’de halojensiz kablo standardına geçiş biraz zor olacak ama AB içinde bu uygulanacaktır.

Peki, bunun denetimi nasıl olacak?

Kablo sektöründeki denetimlerde genel olarak ciddi bir zafiyet var. Gönül ister ki Türkiye’ye üretimimizin yüzde 30’undan fazlasını satalım ama haksız rekabet var. Haksız rekabet nedir? Son kullanıcı binanın içinde hangi kablo var diye bakmıyor. Maalesef yangınların birçoğunun nedeni sigaradan sonra elektrik kontağıdır, kablosudur. İçinde kullanılan malzemenin standart dışı olmasıdır. Türkiye’de bunu üreten ve satan çok firma var. Bizim en çok zorlandığımız konu budur.

Yüklenici bunu bilerek mi yapıyor?

Bazıları bilerek bazıları bilmeyerek… Şimdi fiyat odaklı çalışan firmalar mecburen uygun ürün diye alıyor, bazıları nasıl olsa ben oturmayacağım diye alıyor, bazıları da bilinçsizce alıyor.

Bizim kablo üretiminde resmi standardımız ne?

Türkiye’de TSE. Aslında bu standart yeterli ama standardı kontrol ve uyum yetersiz. Aslında dünyadaki standartlar da aynı ama bunun kontrol kısmında sıkıntı var. Denetleme de oluyor ama cezalar çok düşük düzeyde.

Yüklenici firmaların, proje üreten firmaların bu konuda yasal bir zorunluluğu var mı?

Genelde ürüne TSE damgasını vuran sorumludur kabloda. Çünkü kabloyu üreten fabrika TSE standardında üretim taahhüdünde bulunuyor. Bilinçli alıcılarda bir sıkıntı yok. Türkiye’de 5 kablo fabrikasının ne ürettiğini bilir ve onlarla çalışırlar. Büyük projelerde şartnameye 3-4 markanın ismi yazılır. Onda da şöyle bir sıkıntı var; 2 tane yabancı, 1 tane Türk firması genelde kopyala/yapıştır yapılır. Bundan 20 sene önce bu iş yapılırken 3 firma yazılmış. O fabrika kapansa bile emin olun kapandığını bilmezler ve yine o markayı yazarlar. Yani araştırma yok.

Bunun için ne tür çalışmalarınız var Seval Kablo olarak?

Bizim yaklaşık 8 kişilik proje odaklı bir ekibimiz var. Üçü İstanbul’da, üçü Ankara’da, ikisi de İzmir’de projelere markamızın isminin yazılması için gidip kataloglarımızı, numunelerimizi verip firmamızı tanıtırlar. Mümkün olduğu kadar proje sahiplerini fabrikaya getiriyoruz. Çünkü fabrikamız Türkiye’nin en modern fabrikalarından biridir. Fabrikaya gelinip de onay alamadığımız bir proje yok şu ana kadar. Ama insanları fabrikaya getirmek alışkanlığından kurtarmak çok zor. Şimdi biz bunu kırmaya çalışıyoruz. Maalesef belgeler değil insanların yorumu ön planda. Yurtdışında başarılı olmamızın en büyük nedeni belgelerin önemidir. Yani verdiğimiz sertifikalar, iş bitirme belgelerimiz, test sonuçlarımız, raporlarımızdır. Bunlar bakılınca Türk firması veya Afganlı firma olmanın çok önemi kalmıyor. Onların isteklerini karşılamak önemli. Ama Türkiye’de böyle değil.

Ben Türkiye’nin ihracat birincisiyim ama Türkiye’de mal satarken daha çok zorlanıyorum. İhalelerle aranız nasıl?

Elektrik dağıtım firmalarının açtığı belli başlı ihalelere giriyoruz. Eğer önde gelen firmalar katılıyor ve rekabet eşitse sorun yok ama değilse bu ihalelere girmemizin bir anlamı yok. Çünkü bizim kalitemiz ve fiyatlarımız belli. Olmadık fiyatlarla bir projeye fiyat verme şansımız yok. O yüzden rakiplerimizi seçiyoruz daha çok. Doğru rakipse yarışabiliyoruz. Standart üretim yapmayanlarla olabildiği kadar aynı projede bulunmamaya çalışıyoruz. O yüzden biz seçkin projelerde, ihracatta, ürünümüzün kıymetinin bilineceği yerlerde varız.

Peki, bu anlamda sosyal sorumluluk projeleri yaptınız mı?

En son Yıldız Teknik Üniversitesi’nde, CPR ve yangın yönetmeliği ile ilgili konferans verdim. Orada elektrik mühendislerine sunum yaptık. Çünkü sonuçta projelerde isimleri yazacak olanlar da kabloyu bilecek olanlar da onlar. Şimdi bunu çeşitlendirmeye, daha farklı üniversitelere gitmeye ve doğruları anlatmaya çalışıyoruz. Bunların faydalı olduğunu düşünüyorum. Hazır değinmişken üniversite-sanayi işbirliğini de konuşalım…

Üniversiteliler derslerinin bir kısmını Almanya’da olduğu gibi fabrikalarda almalı. Hem üretimi aksatmayacak hem onların eğitimine katkıda olacak şekilde bu, haftada 2 veya 4 saat olabilir. Örneğin; bizim konferans ve eğitim salonlarımız var yeter ki onlar öğrenmek istesin. Biz bu konuya açığız. Kablo sektörü Türkiye’nin parlayan bir sektörüdür. Katma değeri çok yüksek bir ürün gamı olmasa da sonuçta dünya kablo üretiminin yüzde 2’si Türkiye’de yapılıyor. Bu 10 sene önce 0,5’ti. Yani 4 kat büyüme var 10 sene içinde. Bu sayı artarak yüzde 5’e ulaşabilir. Bu da kablo sektörünün 2-3 kat daha büyüme potansiyeli olduğunu gösterir. Bu büyüme için kalifiye insan gücüne ihtiyacımız var. Denizli özeli için konuşacak olursak; 12 tane kablo fabrikası ve büyük bir bakır fabrikası var. Bunlar bir araya gelerek ortaklaşa bir şeyler yapabilirler. Bir laboratuvar ya da küçük bir atölye oluşturulabilir ve orada eğitim verilebilir. Ama bu tek başına olmaz. Bu sadece üniversite için değil, meslek liseleri için de olabilir. Okullarda kablo bölümü, plastik bölümü açılsın. En azından Denizli özelinde açılsın. Çünkü Denizli’de böyle bir ihtiyaç var.

Büyüme hedefleriniz arasında fabrika satın alma düşünceniz var mı?

Böyle bir düşüncemiz yok. Çünkü şu anda yatırımlarımız devam ediyor. Ama ileride satın alma yoluyla büyümeyi de düşünüyoruz. Nasıl Avrupa’dan üretim çekildiyse Türkiye’den de çekilmeler olabilir 10-20 yıl sonra. Çünkü giderler ve yasal yükler artmaya başlıyor. Maliyetler yükselmeye başladıkça üretim başka ülkelere kayıyor. Belki bizler de Avrupalının yaptığı gibi alıp satacağız. Şu anda biz Denizli’de 5-6 fabrikadan oluşuyoruz. Hepsi bir arada değil. Hepsini bir araya getirip bir mega fabrika kurma projemiz var. 200 dönümlük arazimizin 100 dönümünde tesis kurmayı planlıyoruz. Bu tesis Türkiye’nin en büyük kablo fabrikası olacak. Yatırım yapmazsak küçülürüz. Çünkü birçok firma büyüyor, arkadan geliyorlar. Biz de arkalardan gelerek birinciliğe yerleştik. Birinci olmak değil, birincilikte kalmak zor.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ